Küçükken(tahmini 7, 7 buçuk yaşlarında)maç izlerken devre arası olmadığı halde reklam girmişti.Yani en azından ben öyle algılamıştım o zamanlar.Canlı kanlı oynanan bir maçtı.Sonra evde buna benzer bir şey oldu.Ben dedim ki''ee ben yarın(dünle yarını ayıramırdum o zamanlar)maç izlerken reklam girmişti maça ya'' dedim.Evde abim ve yaşıtlar vardı.Küçükken verilebilecek ilk tepkiyi verdiler''atma lan ordan''.Herkes benim attığımı düşündü ama ben ısrarcıydım böyle olduğuna ve biz bu konuyu tartıştık ciddi ciddi böyle bir şey olabilir mi olamaz mı diye.
Şimdi ki zamanların çoçuğu olsak gogıla yazardık hemencik.Evet şimdiki çocuklar gerçekten böyle.Bir gün bizim sokakta ki çocukların tartışmasına tanık oldum ama tartışma 1 dakika bile sürmeden bitti.Çocuklar Örümcek Adam'ın gerçekliğini sorguluyolardı.1 dakika geçtikten sonra söylediğiyle bana annesi tarafından avuç avuç kuru üzüm yedirilmiş,legolarla gökdelenler dikmiş olabileceği hissi uyandıran dahi çocuk''gogıla bakcaz lan gerçekten var mı yok mu gogıla bakcaz.''Telaffuzuyla da gogılın hakkını da veriyordu hani dahi çocuk.Şimdiki sistem ne menem bir şey dedim ya.Biz sokaktaki abilerimize sorardık sonra da evde akşam babalarımıza sorardık.Yani
küçükken teorik olarak,senin bilmediğini senden büyükler bilebilirdi.Ben şimdi tartışmaya katılıp evet gerçekten Örümcek Adam var desem(evet bence var) gogıla bakıp beni yalancı çıkaracak dahi çocuk.
O değilde ben küçükken Noel Baba'ya inanmadım hiç.Bilmiyorum küçükken inanan varmıydı.Sabaha karşı, ren geyiklerinin çektiği çıngıraklı arabasıyla uça uça "baba" gelecek, şömineden içeri girecek (şömineli kaç Türk evi var?), çocukların çam dalına asılı çoraplarına hediyeler dolduracak... Kömür sobalı ya da kaloriferli evlerde oturan Türk çocukları da havalarını alacaklar...Zaten bizim evde yılbaşında özel bi hazırlık yapılmazdı.Hala da öyledir.Zigon sehpada kuruyemişler,patlamış mısırlar,çaylar olur televizyon izlerdik.Bi de ben şimdiye kadar hiç 10'dan geriye sayıp yeni yıla merhaba demedim.
Bir de şey vardı 1 ocak resmi tatil olurdu ama sonraki gün okullar açılınca öğretmen ''evet çocuklar yılbaşı akşamı ne yaptınız bakalım herkes yazsın''buyururdu.Ulan ben hiç farklı bir şey yapmadım ki.30 Kasım akşamınıda yazsam 31 Ocağıda yazsam aynısını yazarım.Hemen tezcanlı arkadaşlarımız yazardı.Sizin sınıfta da var mıydı hoca kaldırana kadar 5 dakka parmağını havada tutan ?
O kişi ne sabırlı bir insandır Yarebbim.Neyse bir arkadaşımız çıktı okuyo yazısını.Bende onu dinliyorum ki bir şeyler kapıp yazıcam değiştirerek.Neyse kız başladı okuyor bu yazdığını;evdeydik(biz hep evdeydik),hindi yedik,tombala oynadık diye okuyo bu sonra yazının şurasına geldi;10'dan geriye doğru saydık hep beraber yeni yıla merhaba diyince annemin,babamın,abimin,teyzemin,eniştemin elini öptüm.Ne lan bu dedim el öpme de nerden çıktı?Tamam 10'dan geriye doğru saymanı anlayabilirim.Sözüm size 10'dan geriye sayanlar;siz ondan geriye doğru sayanlar,saymayanlara karşı üstünlük sağlamazsa inanıyorum ki ben yeni yıla giremeyiz.Siz lütfen saymaya devam edin.Ama el öpme olayı beni benden almıştı.O gün çok güldüm.Yazarkende gülüyorum.
Oha ya nasılda daldan dala atlamışım.Asıl anlatmak istediğim Noel Baba üzerineydi.Noel Baba aslında bir şiirden doğmuş.Şimdi haşmetli gogılda bulamadım şiiri ama gerçekten bu böyle olmuştur.(Sunay Akın söylemişse doğrudur).Noel Baba'nın orjinal rengi de yeşilmiş.1990'lü yıllarda Coca-Cola Noel Baba'yı kapitalizme kurban etmiş ve şimdiki rengini Coca-Cola'nın kırmızı rengini almıştır.Unutmayın iyi bir çocuk olursanız belki siz de bigun Noel Baba'yı görebilirsiniz.(pardon şirinleri görüyoduk iyi çocuk olunca)

Haddon Sundblum'un Coca-Cola şirketi için hazırladığı çizimlerden biri (1963)
